Yorgun ‘Yeni’ Annelere Söyleyeceklerim Var!

blog-yazari

Başlamadan önce; bu yazıyı yayınlayamadan evden çıktım bugün. Akşam saatlerinde bilgisayarın başına oturduğumda bir de baktım lohusa hikayeleri, cinnetlik anılar paylaşılıyor bloglarda ve Facebook’ta. Hızlandım. Yazının sonunu getirdim ve işte benim de ucundan hikayem. Açıkçası tüm bu yaşananlar 2 sene önce olduğundan benim yazım daha umut dolu oldu. Oysa tam ortasında yazmaya kalksaydım, muhtemelen ağlamaya başlardım

Geçenlerde önce yeni doğum yapmış olan, sonra da kızı henüz 2.5 aylık iki arkadaşımla buluştum aynı gün içinde. İki ayrı portre. Hem üzüldüm hallerine, hem güldüm. Ardından kendimi hatırladım ve gülmekten vazgeçtim. Çünkü insanın kendini en berbat hissettiği dönem, yeni doğan bebeğine ve yeni yaşamına alışma dönemi olan ilk 3-4 ay. Üstelik ben öyle tecrübesiz de sayılmazdım. Küçük kuzenlerim elimde doğdu. Hatta şu an 10 yaşında olan, az kaldı gerçektende de elime doğuyordu. Hastaneye zor yetiştirmiştik kuzenimi. Onları yıkadım, besledim, uyuttum. Onlarla parka gittik, resim yaptık, beraber tatillere çıktık. Kısaca hem bebek bakımı hem de çocuk gelişimi hakkında bilgisiz değilim. Eh rahat biriyimdir de. Gereksiz panik yapmam, pimpirik hiç değilimdir. Çocuk düşe kalka büyümeli, çıplak ayak yürümeli bana göre.

İyi de yeni doğan oğlum ikinci gece saat başı uyanmayacaktı ki. Kimse bir şey dememişti. Meme uçları da acıyormuş, biliyorum onu anlatmışlardı ama ben böyle acı görmedim. Sanki derimi yüzüyorlar. Gözümden yaş gele gele emzirdim. Topu topu 10 gün sürdü bende meme ucu arızası. Sonra unuttum. Asıl bu uyku konusu dağıttı beni. Gündüz de pek bir başarı elde edememiştim. Bizim oğlan 2 saatte bir uyanıyor. Ben, per perişan. Annem oğlanın odasında yatıyor, gece uyandığında yanıma getiriyordu. Ayak seslerini duyunca irkiliyordum bazen çünkü bir önceki uyanıştan sonra henüz dalamamıştım bile. Sürünerek kalkıyordum.

Böyle on gün, on beş gün, yirmi gün geçti. Annem 33.gün ‘ben bir babana da bakayım’ dedi ve bir kaç günlüğüne evine döndü. Annemi yolcu ettikten sonra kocamın da evden çıkıp işe gittiği o pazartesi sabahını unutamıyorum. Kendimi hiç o kadar çaresiz hissetmemiştim. Hayır ‘bu bebeğe nasıl bakacağım’ diye ağlamıyordum. Uykusuzdum ve enerjim yoktu. Bu arada ben uykuyu hiç sevmem, ortalamanın altında uyurum, sabah erken kalkarım falan filan…

 

Koray bir türlü uyumuyor. Gazlı Bebek’ti onun adı. Emzirdikten sonra yarım saat gaz çıksın diye dolanıp dururduk. Dakikalarca da gaz masajı yapardım. ‘Rahatladı, uykuya geçti, derinleşti’ diyorum salondaki koltukta hazırladığım yere yatırıyorum. Ben daha kendime gelemeden başlıyor vızıklamaya. Ağlamıyor da vızıklıyor. Memmuniyetsiz belli. ‘Sütüm mü yetmiyor acaba?’ diye düşündüm. Olur ya çocuk doymuyor, sık sık uyanıyor. Doktorda aldım soluğu en sonunda. Kilosu-boyu gayet iyiydi tabi ki. ‘Derdi sensin İrem’ dedi o gün Deniz Hanım.

Nasıl yani hep tepemde mi olacaktı bu velet? İyi de ben yarım saat banyo keyfi yapmak istiyorum. Gece hiç uyanmadan 4-5 saat uyumak, gündüz de 2 saat ayaklarımı uzatıp boş boş bakmak istiyorum tavana. İşte o zaman anladım anne olmak böyle bir şeydi. Uykusuzluğa alışacaksın biiirr. İkincisi de artık tek başına değilsin. Kendinden önce ve de daha fazla düşünmen gereken bir minik canlı var hayatında. Senin uykusuzluğun, hastalığın, keyfin vız gelir ona.

‘Muhteşem bir şey değil mi?’ diye soruyorlardı oldukça tecrübeli, çocukları 10 yaşının üzerinde olan hafızalarının o kısımlarını yitirmiş anneler. Muhteşem olan şey kokusuydu en çok. Minicik burnu, kocaman elleri, ekmek kıvamındaki ayakları ama ben anneyim diyebileceğim pek bir şey yapmıyordum ki. Mandıradaki ineklerden hallice bir canlıydım. Süt verme dışında gaz çıkartma, banyo yaptırma, alt değiştirme ve uyutma gibi fonksiyonlarım vardı.

 

Kendimi en mutlu hissettiğim anlar annemin kapıda belirdiği zamanlardı. Kuzenlerim, yengem, arkadaşlarım hepsi yardım çağrım için hazırda bekliyorlardı ama ben çalışmayan, ev işleri için de bir yardımcısı olan genç bir anne olarak kendi bebeğime bakamayacak mıydım? Bunu kabullenemiyordum. Bir tek annem lafımı dinlemeden, beni kurtarıyordu o hastalıklı ruh halinden. ‘Kızım sen de git yat, uyu’ diyordu herkes bir de. Çok kızıyordum bu söze. Hem uykuya çabuk geçemiyordum, hem de 1 saat hatta yarım saat bile olsa kollarım, memem, kucağım boş kalsın istiyordum. Gazeteye bakayım, iki yudum kahve içeyim diyordum. Büyükler ise ‘git uyu’ diye diretiyorlardı.

İlk 4-5 ay böyleydi. Koray, yavaş yavaş katı gıdaya geçiş yapıyordu. Gaz derdimiz bitmişti. Emekleyeme başladı başlayacak. Döne döne ilerliyordu evde. Gülücükler atıyordu. Oyuncaklar ilgisini çekiyordu. Gün daha çabuk geçiyordu. Yine kısa kısa uyuyordu ama artık anlaşabiliyorduk. Birbirimizin dilini çözmüştük. Gece? Çocuk gece emdiği sürece uyanıyor. Bunu kabul etmek lazım. Gece emmeyi bıraktığınız anda sabaha kadar uyursunuz demek isterdim ama Koray o zaman da deliksiz 12 saat uyumadı. Gece yarısı 1-2 kere uyandı. Bu sefer de beni istiyordu. Bazen yanıma alıyordum bazen de yanına gidip iki pış pış yapıyordum. Gece yanıma alıyor olduğumu da herkese söylemiyordum eleştirilirim diye. Kafa da çalışmıyormuş bende. Başkasına ne ki?!?!

O lohusa arkadaşlarımı ziyaret ettiğimde bir baktım etrafta bir sürü ses, fikir var. Hele yeni annenin başı fena halde dertteydi. Kızcağız ağlamaklı bakıyordu suratıma. ‘Merak etme, bunların hepsi yaşanıyor. Başka çare yok. Nasıl yaşamak istediğine sen karar ver’ dedim. ‘Haberin olsun bu çocuk 1-2 haftaya gaz sancısı çekmeye başlayabilir. Sonra aaa, tüüü nazar değdirdik gaz sorunu yoktu bunun, serzenişinde bulunmayın:) Ha bir de uykuya güle güle diyebilirsin. Umarım kısa sürer’ dedim. Arkadaşımın suratında bunları daha önce ona kimsenin bu şekilde anlatmadığını belli eder bir ifade vardı. İşte o zaman çok güldüm.
Sonra kulağına fısıldadım: G E Ç E C E K.

Çünkü bana da ‘Geçecek’ dediler. İnanmadım, kızdım. Meğer gerçekten de geçiyormuş. Şu anda derdimiz başka mesela. Tuvalet konusundayız. Bir de geceleri hala uyanıyor ve yanımızda yatmak istiyor. Yatsın. Biliyorum bu da geçecek.

Bir daha bir arkadaşım yeni doğum yaptığında onu ziyarete giderken ona bir çerçeve hazırlayacağım. İçinde de şunlar yazıyor olacak:

Dilerseniz yukarıdaki listeyi sağ tıkla bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Herkes paylaşabilsin diye resim olarak hazırladım.

Kaynak : Slingomom

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir