H3N2 virüsü nedir, belirtileri nelerdir? Bilinmesi Gerekenler!

H3N2 virüsü nedir, belirtileri nelerdir? Bilinmesi Gerekenler! H3N2 Virüsünden Korunma Yolları ve Tedavisi Neler?

200373577-001Günümüz hava şartlarından dolayı H3N2 virüsü’nü tetikleyen en büyük etkenlerin başında gelmektedir.H3N2 virüsü nedir? H3N2 virüsünden nasıl korunulur? H3N2 virüsünden kurtulmak için neler yapılmalı? H3N2 virüsü belirtileri nelerdir? Gripten nasıl korunulur?

Türkiye H3N2 virüsü ile mücadele ediyor. Salgın hastalık her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Herkes gripten bu virüsten kurtulmak ya da yakalanmamak için hertürlü çözüm yollarını deniyor. En iyi çözüm yolları ise ilk olarak HİJYEN ve DENGELİ BESLENME. Uzmanlar böyle bir salgın hastalıklarda en önemli korunma yöntemleri temizlik hijyenik ortamlar yaratmak diyor. Evimizi, elimizi sık sık temizleyip sık sık yıkayacağız.

Yatak odalarımızı sık sık havalandırıp içerideki kirli havayı temizlemeliyiz. Özellikle kalabalık mekanlarda bulunanlar okul, kamu, iş yerleri, AVM gibi yerlere gitmek zorunda kalanlar sık sık ellerini yıkamalı. Dengeli beslenmekte çok önemli. Özellikle günde 4 porsiyon meyve tüketilmeli. Çocuklarımıza meyveler yedirilmeli yemeyen çocuklar için meyve salataları ya da eğlenceli meyve tabakları hazırlanmalı.

Hastalık gribal salgın olduğu için bol bol C vitamini tüketilmeli. Salatalara limon sıkılmalı maydonoz doğranmalı. Mevyelerde de C vitamini yüksek meyveler tüketilmeli.

H3N2 virüsü nedir? belirtileri:

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Berna Bozca, son günlerde domuz gribinden daha tehlikeli olduğu söylenen yeni bir virüs çeşidi olan H3N2 virüsüne karşı dikkatli olunması uyarsında bulundu. Afyonkarahisar’da şu ana kadar bu virüse rastlanmadığını belirten Bozca, hastalığın grip belirtileri şeklinde kendini gösterdiğini kaydetti. Bozca, grip mevsiminden dolayı birçok hastanın hastaneye başvurduğunu ifade ederek “Afyonkarahisar’da H3N2 denen virüslerin neden olduğu herhangi bir salgın durumu söz konusu değildir. Bu virüsten dolayı yatırdığımız durumu ağır olan bir hastada yoktur. Mevsimsel grip periyodundayız. Mevsimsel gribe yakalanmış hastalarımız oluyor. Özellikle kalp, böbrek hastalığı astım bronşit, tansiyon gibi şeker gibi hastalığı olan ve yaşı ilerlemiş olan hastalarımızda grip biraz daha doğal olarak ağır seyrediyor. O yüzden onları yatarak izlemeyi tercih ediyoruz.” dedi. Bozca, griplerin yüzde 90’nın virüslerle meydana geldiğini, virüs tedavilerinde de antibiyotik kullanılmaması gerektiğini dile getirdi. Berna Bozca, “Grip olan kişiler kendi kendilerine ilaç kullanmasınlar. Eczanelerden antibiyotik almasınlar bir enfeksiyon uzmanı ya da kulak burun boğaz uzmanına başvursunlar. Doktorun reçete ettiği ilaçları kullansınlar. Bu dönemde de bol istirahat etsinler sıvıyı çok miktarda alsınlar. Bu grip mikrobu da bir metreden yakın mesafeden temasla bulaşan hastalık olduğu için grip olan kişiler mümkünse evlerinde istirahat etsinler.” diye konuştu. Çocukların birkaç gün okula gitmemelerini, işte çalışanların birkaç gün izin alarak evde istirahat etmelerini ellerini çok sık yıkamalarını, öksürme ve hapşırma gibi eylemlerden sonra da ellerini yıkayarak kağıt peçete kullandıktan sonrada çöpe atmalarını önerdi.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Bilinen grip belirtilerinin hastalığın habercisi olduğunu ifade eden Berna Bozca, ateş, beraberinde boğaz ağrısı, akıntıyla birlikte genel vücut kırgınlığında bir ağırlık, yaygın bir kas eklem ağrısıyla birlikte şiddetli öksürük olanların doktora başvurmasını istedi.

Grip nedir?

Grip, influenza veya enflüanza, viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini düşüren kronik hastalığı olan kişilerde (şeker, kalp-akciğer hastalıkları, AIDS vb.) ve yaşlılarda pnömoni (zatürre), meningoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara yol açabilir. Bu tür risk grubundaki kişilere “yüksek risk grubundaki kişiler” denir.
Grip virüsü Orthomyxoviridae familyasına mensup örtülü bir RNA virüsüdür. Virüsteki nükleik asit 8 tane negatif anlamlı RNA’dan oluşur. RNA’nın kopyalanmasında hata oranı yüksek olduğu için, virüs genomu sürekli değişim halindedir. Ayrıca, aynı hücreyi birden fazla virüsün enfekte etmesi durumunda viral RNA parçaları birbirleriyle karışıp yeni genetik kombinezonlar oluşturabilirler. Bu nedenlerden dolayı vücudun bir grip türüne karşı kazandığı bağışıklık ertesi yıl ortaya çıkan yeni bir salgına karşı genelde etkisiz olur.

Son günlerde pek çok insan halsizlik, yüksek ateş, öksürük ve baş ağrısı gibi şikayetlerle hastanelere koşuyor. Hastalığa neden olan en büyük etken ise H3N2 virüsü. Bu virüsün yol açtığı grip çeşidi, uzun tedavi süreci ve yaş aralığı gözetmemesiyle dikkat çekiyor. Hızla yayılan ve artık bir salgın boyutuna varan gribin tedavisinde ise ilaç sıkıntısı yaşanıyor. ‘İlaç eksikliği rol oynuyor’ Uzmanlar, etken maddesi ‘oseltamivir’ olan antiviral ilaçların piyasada bulunmamasından yakınıyor. Eczaneler de doktorların söylediği gibi ‘oseltamivir’ içeren ilaçların kendilerinde bulunmadığını belirtiyor. Türk Eczacılar Odası Başkanı Semih Güngör, “Gribin başlangıcında kullanılsa gribi daha hafif atlatmamızı sağlayacak olan ilaçların piyasada bulunmaması büyük sıkıntı yaratıyor” diyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Münir Büke, hastaların antiviral ilaçlara ulaşamamasının hastalığın atlatılmasında ilaç eksikliğinin önemli bir rol oynadığını belirterek, “Gribin başlangıcında, yani ilk 36 saat içerisinde kullanılacak olan antiviral grip ilaçları da tedavi sürecinin kısaltılmasında önemli rol oynar” dedi. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan, piyasada olmayan ilaçlarla ilgili olarak şunları söylüyor: “Antiviral ilaçlar gripten korunmak için değil ama gribin başlangıcında alındığında grip tedavisindeki süreci kısaltıyor. İstirahat, ilaca bağılı kalmadan yapılacak en iyi tedavi yöntemi.”

Gripten korunma yöntemleri:

GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIĞIN ALTIN KURALLARI
1. Sigara içmeyin.
2. Alkol kullanmayın.
3. Günde 40 dakika egzersiz yapın. Ağır egzersiz değil, yürüyün.
4. İşlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarın, doğal gıdalarla beslenin.
5. Şekeri hayatınızdan çıkarın, bağışıklık sisteminizi zehirliyor.
6. Hazır mayalardan uzak durun, vücudunuz hazır mayaları sindiremiyor, ekşi mayaya dönüş yapın.
7. Probiyotiklerinizi takviye edin. Bunun için fermente gıdalarla beslenin, ev yoğurdu yapın, turşu kurun, boza için.
8. Bunlarla birlikte bağışıklık sisteminizi güçlendiren bitki çayları içebilirsiniz.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ DESTEKLEYEN BİTKİ ÇAYI
• 1 tatlı kaşığı yeşil çay,
• 1 tatlı kaşığı ekinezya,
• 1 tatlı kaşığı ıhlamur,
• 250 cc. kaynar su.
Bunları kapaklı bir porselen fincanda yaklaşık 30 dakika demleyip için.

Grip olduktan sonra kısa sürede iyileşmek için yapılması gerekenler neler? Dr. Ümit Aktaş’ın doktorun önereceği tıbbi tedaviye ek olarak iyileşmeyi hızlandıracak ve bir an önce normal hayata dönmeyi kolaylaştıracak önerileri ise şunlar:

“GRİPSENİZ BOL BOL KELLE-PAÇA VE İŞKEMBE ÇORBASI İÇİN”

• Mutlaka istirahat edin.
• Bol miktarda sıvı tüketin.
• Bulunduğunuz mekânı sık sık havalandırın.
• İçeceğiniz çorbalar iyileşmenizde son derece etkili olacaktır: Bol bol kelle paça, işkembe ve tarhana çorbası için. Bunlar, bağışıklığınızı destekleyen fermente gıda içeren çorbalardır.
• Kapari turşusunu bolca tüketin. Kapari antiviraldir, virüsleri öldürür.
Aşağıdaki çayı taze olarak hazırlayıp her gün en az 5 fincan için. Sizi rahatlattığını göreceksiniz.

ŞİKAYETLERİ AZALTAN GRİP ÇAYI
• Limon kabuğu,
• 1 tatlı kaşığı adaçayı,
• 1 tatlı kaşığı zencefil,
• 250 cc. kaynar su,
Dr. Ümit Aktaş, grip çayının da bitkilerin etken maddelerinden daha fazla yararlanmak için kapaklı ve porselen fincanda demlenerek içilmesini tavsiye ediyor.

H3N2 virüsünden nasıl korunulur:

Yaklaşık son bir aydır herkeste ağır bir grip salgını var. Acaba virüs domuz gribi mi sorularının ardından Sağlık Bakanlığı dün bir açıklama yaparak bu virüsün domuz gribi değil H3N2 virüsü olduğunu açıkladı. Grip bir virüs olduğu için antibiyotikler işe yaramaz. Antibiyotik kullanmayın.

Domuz gribi değil, H3N2 virüsü. İşte bu yeni virüsten korunmanın ve kurtulmanın yolları:

Korunmak için ellerinizi sık sık yıkayın, kalabalık ortamlardan kaçının, hapşırırken ağzınızı mendille kapatın. Virüsü kaptıysanız hemen doktora gidin, antibiyotik kullanmayın, hasta çocuğunuzu okula göndermeyin, kronik hastalığı olanlar aşı yaptırın!

Sağlık bakanlığı dün vatandaşları grip mevsiminin başladığına dair uyararak ancak bunun domuz gribi olarak bilinen H1N1 değil, H3N2 olarak adlandırılan bir virüs türü olduğunu açıkladı.

Bu virüsten korunmanın ve kolay kurtulmanın yollarını Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanları Derneği (EKMUD) Başkanı Prof. Hakan Leblebicioğlu, domuz gribinde yaşanan salgının H3N2 virüsü için henüz söz konusu olmadığını ancak vatandaşın, grip mevsimine girilmiş olması nedeniyle önlem alması gerektiğini söyledi.

Leblebicioğlu, öncelikle virüsten korunmak için mutlaka ellerin sık sık sabunla yıkanması gerektiğini, hapşırırken ve öksürürken ağzın temiz bir mendille; mendil yoksa kol ile kapatılması gerektiğini belirtti.

Nezleyle gribin birbirinden ayrılması gereğine dikkat çeken Berberoğlu, “Nezlede burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve hapşırık olur. Gripte de bu belirtiler olabilir ama ateş, kas ağrısı asıl belirtileridir. Yine de vatandaşın bir sağlık kuruluşuna giderek bu ayrımı hekimin yapması gerekir” dedi.

Prof. Dr. Leblebicioğlu, grip durumunda kesinlikle antibiyotik kullanılmaması gerektiğini anımsatırken, antiviral ilaçların ise gribin başlangıcındaki ilk 48 saatte etkili olduğuna dikkat çekerek, “Bu ilaçların da mutlaka doktor tarafından verilmesi gerekir. Komşuma, eşime, anneme iyi gelmiş, ben de kullanayım, denilmemeli. Size uygun ilacı hekim yazmalı. Özellikle antibiyotikler, mutlaka gerekli dozda ve sürede kullanılmalı” diye konuştu.

EKMUD Başkanı Leblebicioğlu, gribe yakalanmış kişilerin kalabalıklardan uzak olması gerektiğini bunun için, çocukların okula, çalışanların işe gitmemeleri gerektiğini anımsattı. Dinlenmeyi, evin sık sık havalandırılmasını ve bol sıvı tüketilmesini önerdi.

Kalp, kanser, kronik hastalığı olanlara grip aşısı önerildiğini ve bunun zamanının genelde Ekim olduğunu belirten Leblebicioğlu, “Ancak aşı yaptırmak için hala geç değil. Bu aylarda da grip aşısı yaptırılabilir” dedi.

Grip salgını haberleri üzerine Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, mevsimsel grip salgınlarının arttığı dönemlerin her sene yaşandığını belirterek, “Herhangi bir olağanüstü sıkıntı söz konusu değil. Vatandaşlarımızın panik yapmamasını arzu ediyoruz” dedi.

Esnafın sıkıntı ve şikayetlerini dinleyen Müezzinoğlu, bir gazetecinin, “Türkiye’de yeni bir grip salgını iddiaları var. Bu konuda bilgi verir misiniz?” sorusu üzerine, Türkiye’de herhangi bir sağlık sorununun söz konusu olmadığını söyledi.

Her yıl hastanelerdeki yoğunluğun kış aylarında arttığını vurgulayan Müezzinoğlu, “Toplumsal duyarlılık arttığında yoğunluk daha da artıyor. Gripken hekime gittiğimizde, ‘aldın ilacı yarın düzeldin’ değil. Gribin bir haftalık bir dönemi vardır. Bu dönemi olabildiğince dikkatli atlatmamız lazım. Genelde ekim ve kasım ayından mart sonuna kadar, mevsimsel grip salgınlarının arttığı dönemleri her sene yaşıyoruz. Herhangi bir olağanüstü sıkıntı söz konusu değil. Vatandaşlarımızın panik yapmamasını arzu ediyoruz” diye konuştu.

Müezzinoğlu, vatandaşlara, bu mevsimde bol bol sulu gıda almaları, üşütmemeleri ve kalabalık ortamlarda dikkatli olmaları önerisinde bulundu.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Öğrencilerimize ‘okula gitmeyin’, çalışanlarımıza ‘iş yerinize sakın gitmeyin’ diye bir cümleyi şu an söyleyecek durum söz konusu değil. Öğrencilerimiz de okullarına devam edecek, çalışanlarımız da işlerine devam edecek. Ama rahatsızlığı olan vatandaşımızın da 2-3 gün süresinde hem istirahat etmesi hem bol sulu gıdalar alması hem de hekimin tavsiyelerine uymasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir