Farklı Olanla Birlikte Yaşamak

otistikSabahları aynaya bakar mısınız? Kendinizi selamlar mısınız gönlünüzce? Varım. Yaşıyorum ve bir gün daha var önümde diye düşünür müsünüz hiç? Önünüzdeki günde sizi neler bekliyor bilebilir misiniz tümüyle?… Okul. Günlük yaşamın içini dolduran koskocaman bir şey. Yetişkinler dersleri, sınıf geçmeyi, daha yüksek okullara gitmek için yarışmayı bekler sizden. Sizler içinse okul çok arkadaş demek. İlişkiler demek, sevmek, sevilmek kabul edilmek demek. Yaşlar büyüdükçe yeni ufuklar demek. İnanın yetişkinler de sonradan yalnızca bunları anımsıyorlar okul yıllarından. En çok da yaşanan duygusal anlar hatırlanıyor. Duygular bazen hoş, bazen acı. Ama bizde bıraktıkları izlerle yaşatıyorlar anılarımızı.

Hiç başkalarından farklı yanlarınızı düşündünüz mü? Daha güzel, daha çirkin, daha uzun, daha kısa, daha akıllı, daha aptal, daha başarılı, daha başarısız, daha çalışkan, daha tembel! Bu kavramlar hiçbirimize uzak değil. Yaşamın bir yerlerinden hep çalınmış kulağımıza ve bizi bazen yarışmaya bazen de küsüp kapanmaya itmişler. Farklı olmak bazen üstün olmak, galip gelmek, hatta yukardan bakmak, bazen de altta kalmak, ezilmek, utanmak gibi yaşantılar getirmiş bize.

Bir de iyice farklı olanlar var. Göremeyen, işitemeyen, yürüyemeyen, konuşamayan, sizler gibi anlayıp öğrenemeyen, koşamayan, uzun süre oturup dikkatini toparlayamayan, içinde olup bitenleri sizler gibi açıkça anlatamayan, yani halkın, toplumun, kör, sağır, sakat, geri ve deli dedikleri! Uzak durduklarımız. Aramıza almadıklarımız. Birlikte olmayı başaramadıklarımız. Hatta bazen dışlayıp küçümsediklerimiz ve alay ettiklerimiz…

Şimdi bir deney yapın. Kısa bir süre gözlerinizi kapatın ve sanki hiç açılmayacakmış gibi dolaşmaya çalışın çevrede. Bazı ihtiyaçlarınızı böyle karşılamak için uğraşın. Sonra açın gözlerinizi ve görmeden yaşarken neler hissettiğinizi hatırlayın. Hatta yazın. Bir süre için kulaklarınızı iyice tıkayın, sesleri duymadan insanların arasında olmak için bir deney yapın. Sokağa çıkın, çevrenize bakın. Duymayarak görmek bakalım size neler yaşatacak. Bir sandalyeye oturun ve oradan bir süre hiç kalkmayın. Kalkamadığınızı hayal edin. Başkalarından birşeyler için yardım istemek zorunda olmak nasıl bir duygu? Bunu anlamaya çalışın. Bir arkadaş ortamında veya ailenizle birlikteyken bir süre hiç konuşmayın. Sanki konuşamıyormuşsunuz gibi. Hatta birkaç saat sürdürün suskunluğu. Bakalım içinizde neler birikecek dışa vuramadığınız ve sizde nasıl bir sıkıntı yaratacak bütün bunlar. Eğer bu deneyleri yaparsanız, artık bileceksiniz, aramıza katılamayanların güçlüklerini. Ve yine bileceksiniz ki böyle olmayı onlar seçmediler. Bunu istemediler.

Şimdi tekrar aynaya bakın sabahları olduğu gibi yüzünüze, saçlarınızın ve teninizin rengine bakın. Hiçbiri sizin seçtiğiniz şeyler değil. Boyunuz, gözlerinizin rengi, hatta adınız, yaşamda hazır bulduğunuz şeyler. Tüm bunlar başka türlü olabilirdi. Eksik olabilirdi. Aynaya bakamayabilirdiniz, annenizin sizi çağıran sesini duyamayabilirdiniz.

Şimdi de tüm bunlar için ne kadar şanslı olduğunuz hatırlayın ve bu şansı yakalayamayanlar için ne yapabileceğinizi düşünün. Çok bir şey gerekmiyor aslında! Yalnızca onları olduğu gibi kabul etmek, aramızda yaşama, varolabilme şansı tanımak, gerektiğinde yaşamlarını kolaylaştırmak için destek olmak. Ve tabii dost olmak! İşte hepsi bu!

İsterseniz özürlü engelli. Yada adı her neyse sizden farklı doğmuş veya gelişmiş bir dost bulun ve onu tanımaya çalışın. Tüm yüreğiniz ve aklınızla.

Yrd. Doç. Nevin ERACAR
İstanbul Vakfı’nın Özürlülerin Sosyal Hayata Adaptasyonu ya da Toplumun Özürlülere Adaptasyonu projesi “Okullarda Özürlülere Yönelik Bilgilendirme” çalışmaları için hazırlanan temel metindir.

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir