Erkek Çocukların Eğitimi

Gelişimimizin başlangıcı anne karnında başlayarak aile ortamında devam eder. Okulla pekiştirilen bir süreçtir. Bu uzun süreç içinde neler yaptıklarımız çok önemlidir. Çocuklarımızı bilerek yada bilmeyerek biz programlıyoruz. Anne ve baba olmaya karar verildiğinde, en önemli nokta çocuğumuzu nasıl eğitecek ve yetiştireceğiz. Bu bağlamda bilinçli hareket ederek çocuk dünyaya geldiğinden itibaren insan olarak muamele görmesi gerekiyor. Toplumumuzda maalesef kız ve erkek çocuğu büyütürken daha farklı davranışlar ön plana çıkabiliyor. Erkek çocuklarına neslin devamı olarak önem veriliyor. Erkek çocuğuna karşı daha hoş görülü, esnek ve onların hemen hemen her isteklerini yerine getiriliyor. Dolayısıyla da ileride kontrol edemeyeceğimiz davranışlara sahip olabiliyor.

Özüne bakıldığında kız ve erkek çocuklarını da kadınlar dünyaya getiriyor. Anneliğiyle birlikte eğitimsiz de oluyor. Genç kızları ve erkek çocuklarını evlenmeden önce bilinçli bir eğitim almış olsalardı, çocuklarının gelişimi ve eğitimi çok daha farklı olacaktı.

Geleneksel ve kültürel normlar, önceliği erkek çocuğa vermektedir. Erkek çocuğunu gelecekte yani yaşlanınca daha çok “sigorta” olarak görülmektedir. Bu nedenle ‘’beyin programları’’na da çok küçük yaşlarda ileride bizi bırakmayacaksın, bize bakacaksın garanti sözleri yerleştirilmektedir. “sen evleneceksin, bir karın olacak. O el kızı, el kızını değiştirirsin ama anneni değiştiremezsin” gibi bilinç altına bunun gibi birçok sözler verilmektedir. Daha küçük yaşlarda öğretilen bu sözcükler ilerde genç olduğunda gencin yaşamını etkiliyor. Ağzımızdan çıkan her sözcük canlı olduğu için kontrollü olmak gerekiyor.

Örneğin; erkek çocuğunu korumak için aile odalarında ve kucaklarında yatırmaktadırlar. Çocuğun özgüvenli ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerekiyor. Bunun içinde, bir yaşında çocuğun odası ayrılmalıdır. Aksi halde yatmaya devam eden çocuğun gelişimi engelleniyor. Anne rahminden çıkamayan, özgüvensiz, kendi kararlarını alamayan anne güdümlü çocuklar meydana gelmiş oluyor. Bu durumda uzun yıllar hatta bir ömür boyu devam edebiliyor.

Erkek çocuklarımıza da ev işlerini yapabildikleri kadarıyla öğretmemiz gerekiyor. İhtiyaç duyduğunda kendi işini yapabileceğini bilmeli. Aile ortamında da eşine destek verebilmeli. Ev işine destek vermenin “mutluluğuna araç” olacağını, sevgiyi daha da pekiştirici olduğunu ifade edilmelidir.
Benden NLP teknikleri ile destek almak için 50-55 yaşlarında bir çift geldi. Ayrılmak üzere olduklarını, son bir çare olarak neler yapabilecekleri hakkında bilgi almaya gelmişlerdi. Hanım eşinin en büyük eksiğinin kendi kararlarını veremiyor olması ve bunun gibi birçok sorunlardan bahsetti. Beyefendide kendi açısından eşinin sorunlarından bahsetti. Aslında özüne baktığınızda gerçekten incir çekirdeğini dolduramayan nedenler vardı. İletişimsizlik, birbirini dinleyememek en önemlisi kendi doğrularının yerine sürekli başkalarının kararlarıyla yaşamış olmaları. Sonuç olarak, yuvanın devamına karar verildi. Her iki tarafta mutluydu. Bey bir an telefonuna yöneldi, açabilir miyim dedi ve tuşları çevirdi.

– Anne biz tekrar birleşmeye karar verdik, sen birleşmemize ne diyorsun diye sordu?
Bu manzara acı bir görüntüydü, hanım elini yüzüne kapattı. İşte bizim gerçek sorunumuz bu dedi. Telefonu kapattım. Beyefendiye dönerek 55 yaşındasınız hala anneniz olmadan kendi hayatınız için bile karar alamıyorsunuz. Gerçekten çok vahim bir durum. Siz hala annenizin küçücük oğlusunuz. Lütfen bunun önemini fark eder misiniz, dedim. Beyefendi yüzüme, yüzünü buruşturarak baktı ve galiba ben bu durumun hiç farkına varmamışım, dedi. Gözleri doldu. Ağzından dökülen sözcükler ilginçti.
Annem, hayatım da kendi kararlarımın olmasını istemedi. Annem sürekli bana söylediği “sen çocuksun” dedi. Annem benim için kararlar aldı. Şimdi çok iyi anlıyorum. Eşimle ben yaşıyorum o değil dedi. Ayağa kalktı ve eşine sarıldı. Yıllarca acı çektirdim, özür dilerim. Artık bizim için ne gerekiyorsa birlikte karar alacağız demişti. Hanımın yüzünde tatlı bir huzur ve göz yaşı vardı. Daha sonra konuştuğumuzda mutlu olduklarını artık kendileri için kararlar aldıklarını söylediler. Evet. İnsanlar durumlarının ve davranışlarının farkına bile varmadan öylesine yaşıyorlar.

Annelerin erkek çocuklarını eğitirken kendi ayakları üzerinde durmaları gerektiğini söylemelidirler. Çocukların eyleme geçmesine izin vermelidirler. Babadan yeterlilik duygusunu anneden özgüveni alırlar. Burada ebeveynlere önemli davranışlar yapmak zorundadırlar. Bunlar: çocuklarına sevdiklerini söylemek, ona sarılmak ve dokunmaktır. Değerlisin, bireysin, bizim için özelsin mesajları verilirse o çocuk büyüdüğünde etrafındaki insanlara , eşine ve çocuklarına çok daha kolay ifade edecektir. Meslek olarak sen ne olursan ol, sen iyi bir eş ve iyi bir baba olacaksın. Böyle olmak içinde emek vereceksin demek gerekiyor.
Daha çok küçük yaşlarda verilen programlar çok önemli. Kendisini kontrol etmeyi iffetini, erdemliliğini koruması gerektiği, birçok şeyi eşiyle paylaşması gerektiği anlatılmalıdır. Eş seçerken de önemli durumlara dikkat etmesi gerektiği belirtilmelidir. Çocuğuna iyi bir anne olabilmesi, duygusal anlamda da tatmin olabileceği eş seçimlerinin öneminden bahsetmek gerekiyor.

Belkide en büyük sorun;Toplumda tasvip edilmeyen davranışlar karşılığında;
Erkekler yapar
Erkek adam değil mi, yapabilir
Erkek değil mi, yapacak tabii ki

Gibi sözcükleri anneler ve babalar çocuklarına söylüyorlar ve yanlış davranışlar kazandırıyorlar.
Sonuç olarak o erkek çocuğu da aldığı programlarla ergenlikte başlayan kendini kontrol edememek. Evliliğinde devam eden sorumsuzluklardır. Tedavisi zor olan birçok olaylar üst üste gelir ve yuvanın sallanmasına ve yıkılmasına neden olur.

Sonuçta , erkek çocuklarını da kadınlar yetiştiriyor ve şekillendiriyor. Bir başka kadının başına sorunlu bir insan yetiştiriyor. Mutsuz, huzursuz olan yuvanın sorunları anneyi daha da yıpratmaya ve üzülmeye sebep oluyor.
Öyle bir anne olalım ki, erkek çocuklarımız ve kız çocuklarımız bilinçli ve özgüvenli, sorumluluk almalarına yardımcı olmalıyız.

Öyle bir anne olalım ki çocuklarımızı manevi ve maddi anlamda donanımlı yetiştirmeliyiz. Yetiştiği ailesiyle saygı ve sevginin devam etmesi kendi yuvasına sahip çıkması gerektiğini öğretmeliyiz. Öyle bir anne olalım ki çocuklarımızı çınar ağacı gibi yıkılmaz, kaliteli yetiştirilmeli, nesilden nesile verdiğimiz programlar aktarılmalı.
Öyle bir anne olmalıyız ki yetiştirdiğimiz çocuklarla ve nesillerle gurur duymalıyız. Öldükten sonrada böyle devam edeceğini bilmeliyiz. Anne ve babaya, vatana ve millete hayırlı evlat yetiştirmek amacımız olsun.

Fatma Taş

Aile Danışmanı
E-mail : nlp_fatma@yahoo.com

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir