Çocuklarda 2 yaş sendromu

cocuklarda_davranis_bozukluklariBu yazıyı sizinle paylaşmak istiyor olmamın aslında birden fazla nedeni var sevgili anneler;

1. ”Bana ne bunu giycem;bunu yemiyceem,bunu istiyorum alalım, oyuncaklarımı toplamak istemiyorum”şeklinde nidaların bizim evde de çınlıyor olması,

2.Eyvah çocuğumun huyu mu değişti,bu çocuk benim mi gibi sorularla panikleyen bir koşu internet başına koşan o annelerden olmanın ne demek olduğunu bilmek

3.Panikleyen sorularına cevap arayan benim gibi annelere; nacizane, bilimsel veriler ve uzman görüşleri yanında hayattan samimi tavsiyelerde bulunmak….

Peki 2 yaşına giren bu veletlere ne oluyor da sanki bir gecede değişip sabah bambaşka bir çocuk olarak (bazı ailelerde bu süreç daha merhametli işliyor) karşımıza geliyorlar? En sevdikleri yemekleri birden sevmez,her zaman yaptıkları etkinliklerden hoşlanmaz oluyorlar. Bir hormondan dolayı mı agresif oluyorlar,bir şeyi mi yanlış yaptık da çocuğumuz bize sinirli/tepkisel davranmaya başladı?

İşte bu sorularımızın cevabı yazımın devamında…

Bakalım sayın  Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU bu konuda bize neler söylüyor:

Aslında 2 yaş sendromu 1. yaşta başlayıp ailenin tutumuna göre birkaç ayda da bitebilen ama hatalı tutuma bağlı olarak yıllarca da sürebilen bir süreçtir. Bir bebek 9-10 aylıktan itibaren yavaş yavaş özerklik dönemine girer. Aşağıda okuyacaklarınız, 13 aylık olan bebeğinizde hiç başlamamış olabilir. 2 yaş sendromunu oluşturan davranış değişikliklerinin tümü de aynı anda ortaya çıkmayacaktır. Üstelik kişilik yapısına göre bazıları şiddetli, bazılarıysa hafif olacaktır. Ama illa ki bunlar az ya da çok, erken ya da geç…. Mutlaka olacaktır. Şimdiden hazırlıklı olun!

Burada önemli olan sizlerin nasıl tepki vereceğinizdir. Eğer TUTUM DEĞİŞİKLİĞİNİZİ uygun yaparsanız, kendi içinizde tutarlı ve istikrarlı olursanız, aile içinde de uyumlu davranış ve tutum sergilerseniz 17 yaşına geldiğinde camları yumruklayarak size motosiklet aldırmak isteyen bir oğlunuz olmaması için doğru yola girmiş sayılırsınız.

Anne babalar:
Kendi aranızda eşgüdümlü ve uyumlu olun. Birinizin hayır dediğine diğeriniz evet demesin. Ayrıca tepkileriniz de eşdeğerde ve ortak olsun. Bazı ailelerde gördüğüm bir hata var ki ne olur sizler yapmayın. Mesela, A.P. adlı 21 aylık oğlan çocuğu bardaktaki suyu anne babasının gözü önünde yere dökünce anne öfkeyle baba da gülerek kızıyor… Aslında ikisi de kızıyor ama bebek babanınkini gülme anneninkini de öfke olarak algılıyor. Bir bebek gibi düşünün, bardaktaki suyu döktüğünüzde anne babanız bu şekilde tepki verse, suyu dökmenin yanlış bir şey olup olmadığını nasıl öğrenebilirsiniz?

Ya da şimdi olmaz değiniz bir şeye daha sonra izin verirseniz, çocuk neyin doğru olacağına nasıl öğrenecek? Şimdi ne oldu da ya da ne değişti de ‘ olmaz’ dediğinize ‘evet ‘ dediniz?

2 yaş sendromu bir ruh hastalığı mıdır?
Bu süreç aslında doğal bir gidişattır. Bebeğin hareketlenmesi, bize bağlı kalmadan kendi kendine yürümeye çalışması, kendi kendine yemek yemeyi istemesi 2 yaş sendromunun ilk işaretleri. Dikkat ederseniz 2 yaş sendromuyla beraber bebek bağımsızlaşmaya başlıyor; psikoloji terimiyle “özerklik kazanıyor”. İştahsızlık olarak yorumlansa da kendi kendine yemek istemesi de bunun bir parçası.

Bu süreçte bebekler hem daha fazla alanda gezmeye hem de daha çok muzırlık yapmaya çalışıyor. Bu muzırlıklardan bazıları her şeyi kurcalama, anlamaya çalışma, merak, etrafında yaşayan insanları kışkırtıcı tarzda davranışlar, inatlaşma ve tutturma, şiddete eğilim. Hepsi de iki yaş sendromunun birer parçası olan bu davranışların her birini ayrı ayrı inceleyip örneklerle açıklamaya çalışacağım.

Yumruklarını sıkıp dişlerini göstererek “hırrrrr” yapıyor.

Ne demeye çalışıyor? Ben buradayım, atık BEN diye birisi var, bir bireyim… Neden böyle yapıyorsun? diye sormayın, kızmayın, gülmeyin, karşılık vermeyin… Her hırlayışında karşılık verirseniz gene yapacaktır

Sonuçlarını yaşamasına izin verin:
Sıcak bir fincanı ellerse ne olacağını deneyerek öğrensin. O sırada açıklayın: ”Bak, bu bardak sıcak, ufff…” Ama elbette 220 volt elektrik çarpıp aklı başına gelsin diyemezsiniz.(!!!!)Sınır koyun.

Dikkatini dağıtın, alternatif sunun:
Başlangıçta “hayır” dediğiniz şeye, o ağlayıp sızlanınca, dayanamayıp evet demek zorunda kalmayın. Renkli bir cam bardağı alıp oynamak isterse izin vermeyip bağırtmak yerine alternatif sunabilirsiniz. “Bak burada ne kadar değişik bir çiçek var” diye dikkatini çok alakasız bir şeye çekip, az önce ağlayarak istediği cam bardağı da fark ettirmeden kaldırıverirsiniz.

Ağlayarak bir şeyler elde etmesine izin vermeyin, ağlaması prim yapmasın yani…

ŞİDDETE EĞİLİM
2 yaş sendromunun bir parçası da şiddete eğilimdir. İlk şiddet gösterdiği de ne ironiktir ki, kendisidir. Kafasına vurma, kendi saçını çekme, hatta yere çöküp kafasını yere vurma… Ne acı değil mi? Ya da komik? Artık siz nasıl yorumlarsanız… İlgi çekmek için, istediği olsun diye ne güçlü bir şantajdır o: “kendime acı veririm haaa!” Eğer görmezden gelirseniz, umursamazsanız o kendi kendinin saçını başını yolduğuyla kalır, 1-2 kez daha deneyecek sonra da vazgeçecektir. Veya ilgi gösterin: “Aaaa, neden yapıyorsun? Ne istiyorsun söyle” deyin bakalım, ne oluyor?

Duruuun daha bitmediiii… O yavrunuz size de vuracak, saçınızı çekecek, tokadı basacak… Bunu önce bir oyun olarak yapacak ama zamanla abartacaktır. İlk vuruşunda veya ısırışında tepkinizi tam koymanız gerek. Ah, of, yapma, acıdı demek onu tahrik eder. Gülmek, yaptığının oyun olduğunu sanmasına neden olur. Kızmak da yeteri kadar etkin değildir, o an yapmaktan vazgeçse de bilenir, yeniden yapar. Peki ne yapalım ki bundan bir ders alsın, neden mahrum edelim? Ne yapmalıyız ki bu yaptığının yanlış olduğunu anlasın? “Yapma” mı diyelim? Dövelim mi?

Onu öyle bir şeyden mahrum edelim ki yaptığının yanlış olduğunu anlasın. O mahrum olacağı şey sizin ilginiz olmalı. Hiç tepki göstermez, göz teması kurmaz, gülmez veya kızmazsanız, o yokmuş gibi davranırsanız önce afallayacaktır. Sonra bir iki kez daha dener, sizi, diğer büyükleri tek tek dener. Her defasında herkesten aynı tepkiyi alırsa vazgeçer.

Yaşıtlarına şiddet
İlerleyen aylarda da arkadaşlarına ve yaşıtların şiddet eğilimi olabilir. Parkta oynarken bir çocuğu salıncaktan çekip alıverebilir. Ya da bir alış veriş merkezinde durup durduk yerde hiç tanımadığı bir çocuğun saçına asılıverir. O zaman hemen parktan veya “suç mahallinden” çocuğu alıp uzaklaştırmalı, bu arada oradan uzaklaşmanın nedeni de kendisine çok kısa ve net cümlelerle anlatılmalıdır. Daha sonraki gezilerin öncesinde de çocuğunuza eğer arkadaşlarına zarar verirse onu gene oradan uzaklaştıracağınızı söyler ama sözünüzde de durursanız şiddetin yanlışlığını öğrenmiş olur.

Peki iyi hoş,bunları okuyoruz öğreniyoruz da,uygulayabiliyor muyuz? Her anne zaten içgüdüsel olarak iyi bir psikolog bir çocuk gelişim uzmanı,ayrıca kocaaman bir sabır taşı,lakin çocuklarımız da birer denek değil hepsi şahsına münhasır,her madde onlarda işlevsel olmayabiliyor,nedir bu süreçte yaşadıklarımız kendimizce bulduğumuz çözümler,bunları paylaşalım istiyorum burada

Markette istediği bir şeyi almadığınızda sinir krizine giren alalım diye tutturan ufaklığa nasıl tepki veriyorsunuz?

a-Özveriyle büyük bir sabırla marketin ortasında bir ikna çabası mı gösteriyorsunuz?

b-Dikkatini mi dağıtmaya çalışıyorsunuz?

c-Stresinize,öfkenize yenilip paylıyor yada ağlamasını umursamıyor musunuz?

d-Yoksa aman markette rezil olmayalım,herkes bize bakıyor deyip pes ediyor istediğini alıp çıkıyor musunuz?

Bu dört madde de olası çözümler ama sonuçları farklı

ilk 2 maddeyi uygulamak biraz zahmetli ve zaman alıyor ancak uzmanların tavsiye ettiği yönde davranmış oluyor,çocuğumuzun psikolojisini,kişiliğini ve en önemlisi aramızdaki diyalogu zedelememiş oluyoruz

Son iki maddeyi uygulamak ise kestirme,sonuç odaklı lakin sonuç sadece o anlık,sorun giderilmiş değil sadece üstü örtülmüş oluyor,ağlamaya bırakmak her ikimizin sinirlerini bozduğu gibi çocuğumuzun bize olan güvenini zedeliyor,istediği şeyi almak pes etmek ise bizim otoritemizi sarstığı gibi çocuğumuzun gözünde ise tutarsız oluyoruz. Aman dikkat diyeyim seçim sizin…

 

 

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir