Anne sütünün inanılmaz sırrı

anne-sutuUluslararası anne sütü literatürü öyle komplike, öyle derin ki. Fazla inceleme halinde stresten insanı sütten keser! O denli karmaşık ve şaşırtıcı. Bir kere her annenin sütü farklı olduğu gibi aynı annenin sütü de farklı olabiliyormuş. Bildiğin süt, temas sonucu bebeğin hormonal ve tıbbi ihtiyacına göre kendine ince ayar veriyormuş. Yetmedi; anne sütü cinsiyet ayrımı da yapıyormuş.

Süt kardeşler arası evlilik tehlikesine karşı, “kız annelerinden sadece kız bebeklere süt” fikrinin doğması çok isabetli oldu. Aksi takdirde, anne sütü bankası hayata geçtiğinde erkek bebekler torpilli sütleri kızlara da kaptırabilirdi. Mesele, anne sütünün cinsiyet ayrımı yapmasıyla ilgili.

Erkek bebeklere daha yağlı süt şeklinde. Daha fazla değil, daha yağlı. Kalori toplamında aynı miktarı almakla birlikte, daha kalitelisini emiyorlar. Anne sütü bankasında birikecek süt her bebeğe yarar mı diye merak ettim. Araştırma yaparken Harvard Üniversitesi’nden Katie Hinde’nin çalışmalarına rastladım. “Memeliler Emer” (Mammals Suck… Milk) diye bir de blogu var ki, inanılmaz zenginlikte.

Anne sütüyle ilgili ne varsa, orada. Erkek bebeklere torpilli süt de orada. Katie Hinde, kadınların (ve aynı zamanda birçok dişi memelinin) erkek ve kız bebekler için farklı süt ürettiğini gösteren bütün araştırmaları sayıp döküyor. Cinsiyete özel farklı reçeteler, kız ve oğlanların gelişiminde biyolojik bir etki yaratıyor mu, o henüz belli değil.

Ancak cinsiyetçi sütün, doğal seleksiyonla ilgili evrimsel zemini olduğu kesin. Katie Hinde, rhesus makak maymunları üzerindeki kendi araştırmasında da aynı sonucu elde etmiş. California Ulusal Primat Araştırma Merkezi’ndeki bu maymunlar dişi ve erkek yavrularına farklı süt üretiyormuş. Erkeklere daha yağlı ve protein yoğunluğu daha yüksek cinsinden. Peki neden? Kızlar, ömür boyu annelerinin yamacından ayrılmadığından.

Hinde’nin tespitlerine göre rhesus dişileri hayat boyu sosyal grupları içinde kalıyor, biri ya da diğeri ölünceye kadar anneleriyle sıkı bir bağ kuruyorlar. Belki anne dişi yavrusunu daha sık emzirdiği için oluşuyor bu bağ. Erkek yavrular ise gruptan daha çabuk kopuyor.

Başını alıp alıp gidiyor, bu nedenle anne daha seyrek emzirebiliyor. Besleyicilik için de sütünün daha yağlı olması gerekiyor. Daha yağlı ki, oğlan yabancı ortamlarda daha fazla vakit geçirebilsin, ileride ihtiyaç duyacağı becerileri geliştirebilsin. Böylece anne sütü, rhesus maymunlarında sosyal yapıyı da şekillendirmiş oluyormuş. Varın siz bunu insanlara uyarlayın! “Kimbilir. belki de memeli erkeklerindeki çok eşlilik, anne sütüyle gelen bir miras” diyor Hinde. Anne sütü için “Hem gıda, hem ilaç, hem de bir sinyaldir” diyor. Sinyal dediği, anne ile bebeğin hormonları arasındaki iletişim. En doğal besin kaynağı diye bakıyoruz ama karmaşık bir vaka. Anneden anneye değiştiği gibi, aynı annenin sütü de değişim geçirebiliyor.

Bilim adamlarına göre bebeğin kendisi, sütün içeriğini etkileyebiliyor. Çünkü anneler pasif üretici, bebekler de pasif tüketici değil. Tensel temasta, süt aracılığıyla sinyaller gidip geliyor. Bebekte enfeksiyon belirtisi varsa, anne bunun sinyalini alıyor ve sütündeki bağışıklık faktörü yükseliyor. Nasıl oluyor, henüz bilen yok. Ama şu belli: Anne sütü kişiye özel bir mamul. Bankadan herkesin alabileceği bir kredi değil. Hazır mamalarla kıyaslanması ise hiç mümkün değil.
SÜTÜN EKONOMİSİ

Sosyo-ekonomik koşulların da sütteki yağ yoğunluğunu etkilediğine dair veriler var. Hayır; “Yoksul kadınlar yetersiz beslendiği için sütü de zayıf olur” şeklinde, düz mantıkla işleyen bir mekanizma değil. Kenya kırsalında 72 kadın üzerinde yapılan araştırmada ortalama olarak erkek annelerinden daha yağlı süt geldiği tespit edilmiş. Kural bozulmamış.
Ancak bebeğin cinsiyeti ile kadının sosyo-ekonomik statüsü arasında bir bağ keşfedilmiş. Küçük-büyükbaş hayvanı fazla olan daha varlıklı kadınlardan erkek bebeklere; buna karşılık görece yoksul annelerden kız bebeklere daha yağlı süt geliyormuş. Bu araştırma anne sütünün, kültürel ve ekonomik faktörlere de duyarlı olduğunu ortaya koyuyor. Ekonomik durumu iyi olan anneler erkek evlatlarını kayırırken, yoksullar kızlarına yatırım yapıyor.

Ayrımcılığın evrim biyolojisi ve psikolojisi açısından izahı şu: Ekonomik koşulları daha iyi olan erkeklerin üreme şansı daha yüksektir. Birden fazla kadından çok sayıda çocuğu olabilir. Bu nedenle yatırıma değer. Ekonomik açıdan dezavantajlı olan erkekler ise daha güçlü hemcinsleri tarafından ekarte edilecekleri için yatırıma değmezler. Bu durumda üreme şansı daha fazla olan kızların kayırılması daha akılcıdır. Ne kadar doğru bilemiyorum ama Robert Trivers ve Dan Willard’ın geliştirdiği “Trivers– Willard Hipotezi” aynen böyle.

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir